Zonguldak Genel Merkez Zonguldak Türk Ocağı

MEHMET ÂKİF'İ ANLAMAK (1)

Mehmet Âkif’i anlamak bugünkü sözüm ona aydınları anlamaya benzemediği gibi benzememelidir de zaten. Âkif, ne bugünkü aydınlar (!) gibi ecdadına soykırım yalanlarıyla dolu hakaretler yağdırmış ne de milletine hiçbir tarihsel gerçekliği olmayan suçlamalar yönelterek bilmem kaç milyon dolarlık masumane (!) edebiyat teşvik ödüllerini cebine indirmiştir. O, sadece ve sadece milleti için yazmış, milleti için yaşamıştır. İsterseniz kısa bir tarih yolculuğuna çıkalım Âkif’i anlamak ve bugünkü aydınların (!) kalemlerindeki karanlığı görebilmek için.

7 Kasım 1920’de Maarif Vekaleti, bugünkü adıyla Millî Eğitim Bakanlığı, millî bir marş yazılması için 500 lira ödüllü, ki o tarihte 500 lira ile Ankara’da 3-4 tane çiftlik alınabildiğini de eklemekte fayda vardır, bir yarışma açar. Dönemin çok sayıda ünlü şairi bu yarışmaya katılır ancak bu şairlerin eserlerinin hiçbiri beğenilmez. O dönemde mecliste milletvekili olarak bulunan Âkif ise, ortaya koyulan para ödülünden olsa gerek, yarışmaya katılmak istemese de geceleri kan ter içerisinde uyandığı yatağından kalkarak küçük kağıt parçalarına ve çoğu zaman da odasının duvarlarına bir şiir karalamaktadır. Yakın arkadaşları durumun farkındadır. Arkadaşları durumu ve Âkif’in endişesini dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’e bildirirler.  Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, Âkif’e yazdığı 5 Şubat 1921 tarihli bir mektupta "…asil endişenizin icap ettiği ne varsa hepsini yaparız." diyerek ona para ödülü ile ilgili hassasiyetinin farkında olduğunu ve gerekirse ödülü kaldırabileceğini bildirir. Kendisine yapılan onca dost baskısının ve verilen bu güvencenin ardından Mehmet Âkif şiiriyle yarışmaya katılır. 1 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlık ettiği meclis oturumunda Âkif’in şiiri 4 defa ayakta alkışlanarak okunur. 12 Mart 1921 tarihli meclis oturumunda da Mehmet Âkif’in kaleme aldığı “İstiklâl Marşı” milli marş olarak kabul edilir.               

Âkif, millet ateşle imtihan olurken ortaya konulan 500 lirayı almaz. Âkif bilir ki Mehmet cephede mermisiz, çorapsız, aşsız… Âkif bilir ki analar bebelerinin üzerini örten battaniyeleri dondurucu soğuğa rağmen bebelerinin üzerinden alıp top mermilerinin üzerine örtmekte… Âkif bilir ki Mustafa Kemal Paşa cephede toprak üstünde uyumakta… Âkif bilir…

Kışın soğuğunda bile, yüksek ihtimalle üzerine giyecek bir paltosu olmadığı ya da olan paltosunu da cephedeki Mehmetçiğe gönderdiği için, sıradan bir ceketle gezen, yarışmanın yapıldığı gün cebinde bulunan 2 lirayı dönemin Zonguldak Milletvekili Hayri Bey’den borç alan Âkif’i anlamak bazıları için çok kolay bazıları içinse imkânsızdır. Kendisine verilmek istenen 500 lirayı almayan Âkif’in cebinde borç aldığı 2 lira vardır. İşte onlar bu yüzden anlayamazlar Âkif’i. Anlamak istemezler aslında. Anlasalar kararmış vicdanları sızlama belirtileri gösterecek, kokuşmuşluk içindeki dünyalarını Ardahan’ın, Erzurum’un, Sivas’ın, Konya’nın, Afyon’un, İzmir’in dağlarında, ovalarında vatan için toprağa düşmüş binlerce vatan evladının kanıyla sulanıp beslenen vatan çiçeklerinin mis kokuları kaplayacaktır.

Millet bugün de ateşle imtihan olmaktadır. Bir yanda soykırım yalanları, bir yanda “Hepimiz şuyuz, buyuz, şucuyuz, falanız vb…” diyen sözde aydınlar; diğer yanda “Her şey vatan için diyen.” Dağlıca ve Aktütün yiğitleri ile onların “Vatan sağ olsun.” diyen elleri öpülesi ana, babaları. Yani Âkif’in torunları… Üstadın dizelerinde işaret ettiği Âsım’ın nesli…

“Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”  

                                                               


ANASAYFA BÜLTEN DUYURULAR İLETİŞİM ATATÜRK ve ZONGULDAK TARİHCE